KAÇAKÇILIK SUÇLARI İLE İLGİLİ KARŞILAŞTIRMALI MEVZUAT

KAÇAKÇILIK SUÇLARI İLE İLGİLİ KARŞILAŞTIRMALI MEVZUAT

                     

6455 SAYILI KANUN İLE BİRLİKTE KAÇAKÇILIK KANUNUNDA VE KAÇAKÇILIK SUÇLARININ KAPSAMINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

  1. GİRİŞ

    Kamuoyunda 3. Yargı paketi olarak da bilinen “Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un mevzuatımız üzerinde çeşitli yansımaları olmuştur. Bu yansımaların birçoğunun hukuk camiası tarafından olumlu olarak mütalaa edilmiş ve netice olarak birtakım mükerrer uygulamalara son verilmiştir. .

3.YARGI PAKETİNİN YÜRÜRLÜĞÜNDEN ÖNCEKİ DURUM

    11.04.2013  Tarihinden önce 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, 4458 sayılı Gümrük Kanunu, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ve 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun arasında özellikle müeyyide hukuku ve müdahil idarenin belirlenmesi açısından tam bir karmaşa söz konusuydu. Şöyle ki;

  • 5015 sayılı Kanun’dan doğan uyuşmazlıklar için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu,
  • 4733  sayılı Kanun’dan doğan uyuşmazlıklar için Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu,
  • 5607 sayılı Kanundan doğan uyuşmazlıklar için Gümrük İdaresi

Müdahil idare olarak gösteriliyordu. Keza yukarıda sayılmak suretiyle üzerinde durulan mevzuatlara ilişkin olarak bu kurumlar “zarar gören” olarak kabul ediliyordu.

    Üst paragrafta aslında uyuşmazlıklara ilişkin “zarar gören kurumun” belirlenmesi basit gibi görünse de uygulamada tam bir karmaşa mevcuttu. Keza suç yahut kabahatin belirlenmesi, hangi mevzuatın uygulanacağı gibi tam olarak kestirilemeyen ve uygulamada farklılıklar ortaya çıkaran durumlar mevcuttu. Bunun nedeni ise bazı suç ve kabahatlerin burada bahsedilen mevzuatlarda ortak olarak düzenlenmesidir. Hal böyle olunca ortaya başka sorunlar da çıkıyordu. Örneğin kişi işlediği bir suçtan yahut kabahatten ötürü mükerrer defa cezalandırılabiliyordu.

3. YARGI PAKETİNİN YÜRÜRLÜĞÜNDEN SONRAKİ DURUM

        11.04.2013 tarihinde 6455 sayılı yasanın yürürlüğünden itibaren özellikle müdahil idarenin durumu netleşmiştir. Bu tarihten itibaren anılan suçlar yönünden katıma hakkı yalnızca Gümrük İdaresine aittir. Keza Yargıtay’ın da son dönemde vermiş olduğu kararlarda muhatap olarak ilgili Gümrük İdaresini tespit ve tayin ettiği gözlemlenebilecektir.

      Örnek olarak Yargıtay 7.Ceza Dairesi Kararı: …Suçtan doğrudan zarar görmeyen Maliye Hazinesinin müdahilliğine karar verilmesi hukuken geçersiz olup hükmü temyiz hakkı vermeyeceğinden Maliye Hazinesi adına hazine vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK’nın 317. maddesi uyarınca reddine… (5607 sayılı yasanın uygulanmasına ilişkin olarak katılan idare vekillerince yapılan temyizlerin hazine adına değil, gümrük idaresi adına yapılması gerekir.)

    Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması eylemi:

   Fıkra, 11/04/ 2013 tarihinde R.G. yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı yasa ile değişik 5607 sayılı yasada yer alan yeni bir düzenlemedir. Yasaya ilişkin genel gerekçede “……Kaçakçılıkla mücadelenin etkin bir şekilde ve uzman personel eliyle yürütülmesi, uygulamadaki tereddütlerin ve sıkıntıların ortadan kaldırılması amacıyla 5015 ve 4733 sayılı Kanunlarda kaçak olarak nitelendirilen eşyalara ilişkin kaçakçılık fiilleri 5607 sayılı Kanuna aktarılmıştır….” denilmekte madde gerekçesinde ise ”5607 sayılı Kanunda yer alan kabahatlere ilişkin düzenlemelerin, 4458 sayılı Gümrük Kanununa, 5015 ve 4733 sayılı Kanunlarda yer alan kaçakçılık fiillerinin 5607 sayılı Kanuna aktarılması nedeniyle 5607 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi yeniden düzenlenmiştir.” denilmekte olup, kanaatimizce bu gerekçeler maddedeki 3/11-3/20 fıkraları arasındaki düzenlemeleri ifade etmek için bahsedilmektedir. Dolayısıyla bu fıkranın düzenlenmesindeki amaç hakkında herhangi bir açıklamanın mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.

    Ancak bu fıkranın düzenlendiği yer ve düzenleme biçimi dikkate alındığında 3/10. fıkranın uygulanabilmesi için 3/1-9 (1’den 9’a kadar 9’da dahil tüm fıkralar) fıkraları kapsamında bir suçun işlenmesi gerekecektir. Bu fıkralardaki fiiller bir gümrük rejiminin ihlali sonucu işlenen, deyim yerinde ise klasik kaçakçılık suçlarıdır.  

    Suçun maddi unsurunu, ilk dokuz fıkrada yer alan ve yukarıda her bir fıkra için ayrı ayrı açıklanan eylemler oluşturmaktadır. Bu unsur aslında bu fıkra açısından aynı zamanda ön şart niteliğindedir. Yani madde 3/1-9 kapsamında bir fiil yoksa madde  3/10  kapsamında bir suçtan da bahsedilemeyecektir.

    İkinci unsur ise suçların konusunu oluşturan eşya akaryakıt ile tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içki olmalıdır.

    3/1-9 maddesindeki eylemlerin, seçimlik hareketli olması ve hareketlerden herhangi birinin yapılması ile suçun oluşacağı açıktır. Seçimlik hareketli bir suç olması sebebiyle, hareketlerden birden fazlasının bir arada bulunması halinde (3/1-9 arasındaki fillerden biri) sadece tek fiilden ceza tayin edilecektir. Burada sorun, kaçağa konu sigara ve/veya içkinin madde 3/1-9 kapsamında herhangi bir fıkra ve /veya fıkralar kapsamında suç olarak işlenmesi halinde sigara ve/veya içkilerle beraber başka kaçak eşyanın da ele geçirilmesi halinde (Ör. Kaçak çay vs.) sanıklar hakkında iki ayrı ceza mı? Yoksa tek bir ceza mı? Verileceği noktasında toplanmaktadır. İfade edelim ki, yasadan önceki 7. Ceza Dairesinin uygulamasında, suça konu ürün 5015 sayılı yasanın Ek 5/1. kapsamında kaçak akaryakıt ve/veya 4733 sayılı yasanın 8/4. maddesi kapsamında tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması ile 5607 sayılı yasanın 3/5. maddesi kapsamında akaryakıt ve tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler dışında kaçak eşya ise iki ve/veya üç ayrı kanun ihlali sebebiyle iki ve/veya üç ayrı ceza veriliyordu. Şimdi ise kanaatimizce tek bir ceza verilmelidir. Çünkü yeni düzenleme ile fiil tek olup sadece tüm suçları kaçakçılık kabul edilen aynı maddenin değişik fıkralarını ihlal niteliği taşıdığından, TCK 44 uyarınca fikri içtima söz konusudur. Bu halde ağır ceza normu içeren 3/10 ve/veya 3/18.fıkrası uyarınca tek ceza verilmelidir. Bu açıklamalar dikkate alındığında 6455 sayılı yasadan önce suç işleyenler açısından, TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca, iki ve/veya üç ayrı ceza tayin edilenlerin lehine bir hukuki durumun doğduğu söylenebilecektir. Kaçağa konu ürünün tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması halinde iki durum söz konusu olacaktır.

  1. Ürünün kaçak olması halinde aynı zamanda bandrol taşıması da mümkün bulunmadığından eylemin 3/10. madde ve 3/18 maddedeki suçların her ikisini de oluşturur. Ancak TCK’nın 44. maddesi uyarınca fikri içtimanın söz konusu olması nedeniyle ağır olan 3/18. maddesi uygulanacaktır.
  2. Ürünün yerli üretim tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması ve bandrolünün bulunmaması halinde ise doğrudan 3/18. maddedeki oluşur. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere ürünün Tütün, tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkiler olması ve kaçak olması halinde 3/10. maddenin uygulanmasına imkân bulunmamaktadır.

     Ayrıca 6455 sayılı yasa ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu arasında yine uygulamada sorunlara yol açan suç ve kabahatlerin, mükerrer cezalandırma faaliyetlerinin çözüme kavuşturulması hedeflenmiştir.

    Bu önemli sıkıntının da çözüme ulaştırılmasını kapsayan 6455 sayılı Kanunun     genel gerekçesinde; 5607 sayılı Kanunda yer alan kabahat fiillerinin birçoğunun yada  benzerlerinin aynı zamanda 4458 sayılı Gümrük kanununda kabahat olarak düzenlendiği ve aynı fiillere ayrı cezalar öngörüldüğü, 5607 sayılı Kanunda kabahat için kasıt unsuru aranırken, 4458 sayılı Kanunda taksirin yeterli görüldüğüne yer  verilerek, bunun  sonucu;  gümrük idareleri bir yandan fiilin Gümrük Kanununda yer alması nedeniyle idari para cezası düzenlerken diğer yandan, fiilin kasıtla işlenip işlenmediği hususunun  mahkemelerin takdirinde olduğundan hareketle bu açıdan araştırma yapmaksızın Kaçakçılıkla Mücadele ve Ceza Kanunları hükümleri uyarınca keyfiyeti Cumhuriyet Savcılıklarına intikal ettirdikleri belirtilmektedir.

    Aynı fiil için  birden fazla kanunda hüküm bulunması sonucu aynı fiil için iki ayrı ceza öngörülmesi, iki ayrı dava açılmasına ve  gümrük idaresi  ve yargının yükünü de arttırdığı   açıkça dile getirilmektedir. Yine sorunun çözümü kapsamında, mükerrerliğin giderilmesini  teminen, ‘kabahat fiillerinin’ tümüyle Gümrük Kanununa aktarılması sağlanmıştır. Bu çok önemli ve yıllarca beklenilen bir gelişmeydi.

SONUÇ

     Netice itibariyle yukarıdaki metinde bahsi geçen kanunlarla ( 4733, 5607, 4458, 5015 ) ilgili bir uyuşmazlıkla karşılaşıldığında mutlaka 6455 sayılı kanunun getirdiği yenilikler dikkate alınmalıdır. Bilhassa 5607 sayılı yasanın tütün ve tütün mamülleri ile ilgili olan maddeleri ( madde 3/5,10,18 ) detaylıca  incelenmeli,  TCK md 44     ( fikri içtima halleri ) gözden kaçırılmamalıdır. Ayrıca 3. Maddenin 1-9. Fıkralarının da 10. Fıkra için ön şart teşkil ettiği de unutulmaması gereken bir konudur. İlaveten müdahil idare olarak da Gümrük İdaresi’nin muhatap kabul edilmesi bundan sonra izlenecek yargılamalar için kolaylık teşkil edecektir ve gözden kaçırılmamalıdır.

    Tüm bu hususlar incelendiğinde 6455 sayılı yasa ile karmaşık bir hal almış olan bahsi geçen mevzuatlarla ilgili uygulamalar daha anlaşılır bir hale gelmiş ve ikilikler ortadan kaldırılmış görünmektedir.

                                                   


KAYNAKLAR:

HÂKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU HUKUKİ MÜZAKERE TOPLANTILARI 23-26 MAYIS 2013 – İZMİR

2-http://www.igmd.org/kose-yazilari/29749-kacakcilikla-mucadele-kanununa-6455-sayili-kanunla-getirilen-degisiklik-ve-muhtemel-sonuclari.html

3- TBMM görüşme tutanakları

Mustafa Karataş

Bir Cevap Yazın