GEREKÇELİ İSTİNAF DİLEKÇESİ (CEZA)

GEREKÇELİ İSTİNAF DİLEKÇESİ (CEZA)

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİ’NE

GÖNDERİLMEK ÜZERE

ANKARA …. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DOSYA NO               : …./….E., .…/…..K.

SANIK                       :

MÜDAFİİ                  :

SUÇ                            : Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak

KONU                        : Gerekçeli istinaf dilekçemizin sunumudur.

AÇIKLAMALAR        :

  1. Müvekkil ……………………….. Sayın Mahkeme tarafından yapılan yargılama neticesinde ../../…. tarihli duruşmada tutuklanarak Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak Suçundan 6 Yıl 3 Ay hapis cezası almıştır.  Müvekkil aleyhinde kurulan hüküm hukuka aykırı olup BERAAT kararı verilmesi gerekmektedir.
  2. Suçun Maddi Ve Manevi Unsurları Oluşmamıştır. 5237 Sayılı Kanun’un 314/2 Maddesinde düzenlen Silahlı Terör Örgütüne üyelik suçunun maddi unsuru silahlı bir terör örgütüne üye olmaktır. Ceza Hukuku bağlamında suç örgütü; örgütün güç kaynağı olmasından yararlanarak baskı, korkutma, sindirme gibi yöntemler kullanmak sureti ile amaç suçları işleyen yasadışı bir organizasyon olarak tanımlanmaktadır. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, örgüte hâkim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüte üye olmak kişinin  rızasıyla örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmasıdır. Örgütle organik bağ kurup faaliyetlere katılmalıdır. Organik bağ canlı, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan  ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin  yerleşik uygulamasında; Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır…’’ Kurulan örgütün suç sayılabilmesi için örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı, araç ve gereçler bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu suçun oluşabilmesi için oluşturulmuş bir örgütün varlığı gerekmektedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 03/07/1986 tarihli kararında, örgüt suçunun yasal unsurları: Sürekli olması, Düzenli ve planlı ortaklık bulunması, Yönetim ve hiyerarşik bir yapının bulunması, Eylemsellik, Önceden anlaşma, Üyeler arasında iş bölümü tesis etmek, Belirlenmemiş sayıda suç işleme amaçlı etrafında birleşme, Üyeler arasında dayanışma bulunması, Disiplin içinde hareket etme olarak saymıştır.
  3. Silahlı örgüte üyelik suçu, kasten işlenebilen bir suçtur.  Silahlı örgüte üye olan kişi bilerek ve isteyerek bu yasadışı organizasyona katılmalıdır. Silahlı örgüte üye olan kişinin bu eylemi bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi de yeterli olmayacak devlete karşı suç işleme dürtüsü de aranacaktır. İsnat edilen suça konu örgütün organizasyon şeması, hiyerarşik yapısı, işlediği yahut işleme hazırlığı içine girdiği suçların neler olduğu bilinmemektedir. zira sözde silahlı örgüt  üyeliği suçu isnat edilen müvekkil sanıklar ile ancak sohbetlerde bir araya gelmiştir. Dosya kapsamı dikkatli bir şekilde incelenecek olursa müvekkil …………………………………’nun terör örgütü üyesi olduğuna yönelik suçlamaların nedeni müvekkilin örgütsel içerikli olduğu iddia edilen toplantılara katılması, diğer sanıklardan bir kısmını tanıması, diğer sanıklardan Harun Yıldırım ile toplamda iki defa bir kaç cümlelik telefon konuşması yapmasıdır.
  4. Müvekkilin askerlik, devletin yönetim biçimi, karma eğitim sistemi hakkındaki düşünceleri düşünce hürriyeti kapsamındadır ve herhangi bir suç unsuru olarak değerlendirilemeyecektir. Müvekkil; askerlik hizmetini yerine getirmiştir ve askerliği dışında eline silah almamıştır, kod ismi yoktur, Suriye’ye gitmemiştir, hiç bir zaman gitme niyeti de olmamıştır. Örgüt propagandası yapmamış, örgüte üye kazandırmaya çalışmamıştır. Evinde, iş yerinde yapılan aramalarda herhangi bir suç unsuruna rastlanmamıştır. Dosya kapsamındaki müştekilerden hiç birisi müvekkil hakkında şikâyette bulunmamış, müvekkili teşhis etmemiştir. Sanıklardan ……………………… ile kısa bir dönem ticari ortaklığı bulunan müvekkil, diğer sanıklarından çoğunu tanımamaktadır yalnızca sohbetlerden bilmektedir. Müvekkil sözde örgütün hiyerarşik yapısına dahil değildir. Emir almamış, emir vermemiştir. Müvekkil herhangi bir sosyal medya mecrasından örgütle ilgili propaganda yapmamış, tebliğ faaliyetinde bulunmamıştır. Örgüt için para toplamamış, Suriye’de bulunan teröristlere yardımda bulunmamıştır. Emniyet fezlekesinde yer alan ve telefon konuşmalarında kullanıldığı iddia edilen bir takım şifreli kelimeleri telaffuz dahi etmemiştir.
  5. Tarafımızca ilk derece mahkemesinden ısrarla ../../…. tarihli ortam dinleme kaydının tarafımıza verilmesi ve ses kayıtlarının orijinal olup olmadığının, bu ses kayıtlarına herhangi bir ekleme-çıkarma yapılıp yapılmadığının incelenmesi talep edilmişse de talebimiz görmeden gelinerek müvekkilin savunma hakkı kısıtlanmıştır.
  6. İlk derece mahkemesi tarafından verilen hükümde diğer sanıkların tamamı hakkında oybirliği ile mahkûmiyet hükmü kurulurken müvekkil ………………………………. hakkında Mahkeme Başkanı …………………………………….. tarafından muhalefet şerhi düşülmüştür. Şerhte ‘‘ …diğer sanıkların örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, örgüt adına faaliyette bulundukları, bir kısmının kod isimleri kullandıkları, bir kısmının Suriye ülkesine giderek faaliyette bulundukları anlaşılmaktadır. Sanık ……………………………………………….’nun teknik takip tutanaklarından ve ortam dinlemesinden anlaşılacağı üzere; örgüt üyelerinin …………………………. ilçesinde örgütsel faaliyetler ve örgüte eleman kazandırmak için kullandıkları eve ../…/…., ../../…., ../../…., ../../…. tarihlerinde gittiği, örgüt evinde yapılan konuşmalar sırasında bulunduğu anlaşılmakta ise de “Sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olduğu, örgüt adına faaliyette bulunduğu kanaatini oluşturacak her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığından beraatine karar verilmesi gerektiği kanaati ile sayın çoğunluğun bu yöndeki görüşüne katılmıyorum’’ denilmektedir. Sayın mahkeme başkanı ……………………………………………………………….’ın muhalefet şerhinde üzerinde durduğu nokta son derece isabetli olup tarafımızca da bu husus ısrarla vurgulanmıştır. Zira iddianamenin hazırlanmasına sebebiyet veren emniyet tarafından hazırlanan fezlekeden bu yana kullanılan subjektif ve yoruma dayalı ifadeler hem esas hakkında mütalaaya hem de hükme esas alınmıştır. Dolayısı ile 5237 Sayılı TCK madde 314/2’deki suçun maddi ve manevi unsurlarının müvekkilin eylemleri ile uymadığı açıktır. Müvekkilin üzerine atılı suçu işlediğine yönelik her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmamaktadır.

SONUÇ VE İSTEM               : Yukarıda arz ve izah edilen hususlar ve resen gözetilecek nedenlerle yapılacak istinaf incelemesi neticesinde istinaf taleplerimizin kabulüne;

A) Hükmün bozularak dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

B) Bozma kararı yerine davanın Bölge Adliye Mahkemesinde yeniden görülmesine karar verilmesi halinde; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak duruşmalı yapılacak istinaf duruşması neticesinde yeniden hüküm kurulmak sureti ile müvekkil hakkında beraat kararı verilmesine karar verilmesini vekaleten saygılarımla arz ve talep ederim.

                                                                                       Sanık Vekili

Mustafa Karataş

Bir Cevap Yazın